Denizli-Sarayköy Bölgesinde Kuvayı Milliye
Denizli halkı. Yunan istilâsına karşı savunmaya kararlı idiler. İzmir'den Reddi İlhak Heyeti'nin Denizli'ye gelen beyannamesi çok müsbet karşılanmış ve yapılan mitingde. Müftü Ahmet Hulusi Efendi, halkı savunmaya davet eden şu konuşmayı yapmıştı:
"Hemşerilerim, şimdi İzmir'i Yunan askerleri işgal etmiştir. Bu işgale muhalefet ve düşmanın taarruzuna mukabele lâzımdır. İşgal edilen memleketler halkının silâha sarılması ve savaşması, Farz-ı ayndır. Uzak memleketler için farz-ı kifâyedir. Fetva veriyorum; silâh ve cephane azlığı, hiçbir zaman mücadeleye mâni teşkil etmez. Elinizde hiçbir silâhınız olmasa dahi, üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiilî mukabelede bulununuz. Biz, birçok ülkelere hükmetmiş fatihlerin torunlarıyız. Orada bulunan tanıdığı Hristiyanları göstererek; bunlarda bize birer vediadır. Onlara dokunmayınız."
Millî mukavemetin kurulmasına önderlik eden Müftü Efendi'nin yanında 57 nci Topçu Alay Komutanı Binbaşı Hakkı da yer almış bulunuyordu. Bu iki şahsiyet, mukavemet fikrinin aşılayıcısı ve "Kuvayı Milliye" teşkilâtının kuru rcusu idi.
Topçu Binbaşısı Hakkı, yedek subayları toplayarak konferanslar veryior, onları vazifeye, özellikle Millî Müfreze Komutanlıklarına hazırlıyordu.
29 Mayıs 1919'da Müftü Ahmet Hulusi Efendi başkanlığında "Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyeti" kuruldu. Denizli'nin en nüfuzlu şahsiyetleri ile Polis Komiseri Hamdi Bey bu cemiyete girmişlerdi. Cemiyetten yedi kişilik bir heyet "icra organı" olarak seçildi. Bunlar Kur'an üzerine el basarak millî ve dinî emirleri ifa edeceklerine yemin ettiler.
Böylelikle Denizli'de savaşa ezmetmiş "Kuvayı Milliye" için sağlam bir temel kurulmuş ve hemen işletilebilecek bir savaş mekanizması meydana getirilmiş bulunuyordu.
Denizli Mutassarrıfı Faik (Öztrak) Bey, bölgenin savunması hakkında 3 Haziran 1919 günü makine başında, 57 nci Tümen Komutan'yla yaptığı görüşmede: 'Yunanlılar Denizli'ye doğru gelecek olurlarsa, Sarayköy köprüsünde kendilerini karşılayarak Denizli'ye gelmelerine halkın razı olmadığını söyleceğini" bildirmiş ve bu hususta Tümen Komutanı'nın fikrini sormuştu.
Tümen Komutanı verdiği cevapta; ... Bu yolda Yunanlılara beyanda bulunmakla beraber, Sarayköy'ün Menderes köprüsünü bir kuvvetle tutarak. Yunanlılar gelmekte ısrar ederlerse muharebe edilerek nehri geçmelerine mani olunmasını ve bunun için Sarayköy köprüsünü piyade ve topçu kuvvetleriyle tutmanın en müessir çare olacağını, firardaki erlerin kıtalarına dönmeleri ve ahaliden gönüllü asker yazdırılması temin edilirse, hemen icap edenlere emir vererek adı geçen köprüyü askerî bir kuvvetle tutturacağını ve Yunanlılar geçmeye kalkışırlarsa, tereddüt etmeksizin ateşle önlemeleri emrini vereceğini..." söylemişti. Denizli esasen teşkilâtlanmakta ve savunmaya hazırlanmakta olduğundan hemen faaliyete geçilmişti. Bu konuda tümenin verdiği emir gereğince:
Mevcudu 4 subay, 9 er ve 9 hayvandan ibaret olan 175 nci Alay'ın 3 ncü Taburu Sarayköy'e gönderilmişti {taburun kardosu, gönüllüler ve firardan döneceklerle ikmal edilecekti).
Topçu alayı, top eratının yettiği kadar, birkaç topunu koşarak Sarayköy'e göndermişti.
Mızraklı süvari bölüğü, topçu alay komutanının emrine verilmişti.
Denizli ve Sarayköy'den toplanabilecek millî kuvvetlerin de katılmasıyla Sarayköy'de, Menderes köprüsü civarında bir mevzi tesis edilerek Yunanlılara karşı savunma tertibi alınmış ve böylelikle teşekkül edecek Sarayköy Müfrezesi'ne Topçu Alay Komutanı Binbaşı Hakkı komutan olarak verilmişti. Bu müfrezenin silâh ve cephanesi, Sarayköy, Burdur, Dinar mühimmat depolarından sağlanacaktı.
Denizli'de asker ve sivil bütün makamların gösterdikleri gayret, halkın güvenini arttırmıştı. Reddi İlhak Cemiyeti'nin 10 Haziran 1919'da neşrettiği beyannamede: "İzmir'i işgal eden Yunanlıların yaptıkları vahşet belirtiliyor, camilere Yunan bayrağı asıldığı açıklanarak bu düşmana karşı durulacağı ve onun Menderes'ten bu tarafa geçirtilmeyeceği, daha sonra da, bütün vilâyetten temizleneceği, bu uğurda mertçe çarpışmaya ve ölmeye hazır olunduğu" ifade ediliyordu.
Bu çalışmalar sonucunda meydana getirilen teşkilâtın para ihtiyacı ve iaşe işleri de düzene konarak "Sarayköy Müfrezesi" iş görür bir savaş grubu halinde ve Binbaşı Hakkı komutasında 8 Haziran 1919 günü Sarayköy'de tertiplenmişti. Bu kuvvetin emrine iki toplu bir topçu bataryası verilmişti. Bataryanın komutanlığını, gönüllü olarak Teğmen Kemal üzerine almıştı.
Millî kuvvetler, dinî dualar, Tanrı'ya yalvarmalar arasında coşkun bir tezahüratla uğurlanarak Denizli'den ayrılmıştı.
10 Haziran 1919'da Mızraklı Süvari Bölüğü de Sarayköy'de Binbaşı Hakkı'nm emrine girmişti.
12 Haziran'da Müftü Ahmet Hulûsi Efendi de Sarayköy'e giderek savunma bölgesinde bulunan millî kuvvetleri ziyaretle dua ve iyi dileklerde bulundu.
14 Haziran 1919'da Polis Komiseri Hamdi Bey'in teşkil eylemiş bulunduğu diğer bir Kuvayı Milliye Müfrezesi, Sarayköy kuvvetlerine katılmak üzere, Denizli'den hareket etmişti. 17 Haziran 1919'da Sarayköy'de Tavaslızade Ömer Bey isminde bir zat, kendi köylerinden teşkil ettiği bir millî süvari müfrezesiyle Binbaşı Hakkı'nm emrine girdi.
Böylelikle gelişen savaş kuvvetleri, icabında demiryolu köprüsünün tahribi için dahi gereken tertibatı almıştı.
Sarayköy bölgesinde millî müfrezelerin teşkiline mani olunmak için çestili menfi çalışmalar da yapılmakta idi. Yunan propagandasının tesiriyle zehirlenmiş oldukları anlaşılan bazı kimseler, silâhlanmak şöyle dursun, mevcut silâhların dahi Sarayköy'den uzaklaştırılması gerektiğini ileri sürüyorlar, bozgunculuk yapıyorlardı. Nihayet Duacılı Yörük Molla Bekir isminde, bir yurdsever, başına toplandığı birkaç köy delikanlısı ile. Yunanlılara karşı savaşmak üzere silâhlanmışlar, bunları gören diğer civar köyler de silâha sarılmışlardı. Böylece kötü propagandayı önleyen Molla Bekir Müfrezesi, örnek bir teşekkül olmuştu.
Yunan propagandasıyla paralel bir mahiyet taşıyan İstanbul Hükûmeti'nin telkinleri ve bazı idare âmirlerinin tutumları da bu bölgede kötü tesirlerini göstermekten uzak kalmamaktaydı. Meselâ; Burdur'dan Saraköy'deki Kuvayı Milliye adına tümenin şevkine emir verdiği silâhların gönderilmemesi konusunda, Burdur Mutasarrıfı, oradaki Ingiliz kontrol subayı ile fikir ve işbirliği halindeydi. Fakat, Burdur Askerlik Dairesi Başkanı Albay İsmail, idam tehditeriyle Konya Valisine şikâyet edilmesine ve "Enver Paşa'nın adamıdır" iftiralarına rağmen silâhların şevkini sağlamıştı.
Bu zat, Yunan işgalinin birinci gününden itibarn Kuvayı Milliye teşkilâtına önem verilmesi ve vatanın savunulması hakkında Harbiye Nezareti'ne kadar muhtelif makamlara, her vesile ile raporlar vermekte idi.
Netice olarak vatanperver "Kuvayı Milliyeci" ekiplerinin gayretleri üstün gelmiş ve birkaç gün içinde Sarayköy'de toplanan gönüllü miktarı 1000 kişiye yaklaşmıştı.
* * * * * * * * * * * * * *
* * * * * * * * * * * * * * * *
TC GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, TÜRK İSTİKLAL HARBİ II NCİ CİLT BATI CEPHESİ 1 nci Kısım (İkinci Baskı) Yunanlıların Batı Anadolu’da İstilâ Hareketine Başlamaları i İzmir'in İşgali-Mustafa Kemal Paşa'nm Samsun'a ÇıkmasıMillî Mukavemetin Kurulması (15Mayıs-4 EylüM919).
* * * * * * * * * * * * * * * * *




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder